Menu
RSS

AKP Türkiyesinde Mühendis-Mimar-Beyaz Yakalı Kadın


bedrirahminu

Desen: Bedri Rahmi Eyüboğlu

   Bizler yani; genel adlandırmasıyla mühendislik iş kolu diyebileceğimiz erkek egemen bu iş kolunda çalışan mimar mühendis kadınlar olarak işe en başta kadın kimliğimizle mesleğimizi yapabileceğimizi ispat etmeye çalışmakla başlıyoruz. AKP’nin giderek gericileşen ve kadını eve kapatıp iş hayatından silmeye çalıştığı politikasının sonuçlarını erkeklerin yoğunlukta olduğu bu iş kolunda çalışan bizler her geçen gün daha ağır hissediyoruz.

 

   Son dönem dizi sektöründe çok rahat şartlarda, cici cici elbiseleriyle, ulaşılması zor kariyerleriyle hanım hanımcık mimarlar ekranlarda parlatılsa da işin aslı tahmin edeceğiniz gibi hiç de öyle pırıltılı değil.

 

   İş ilanlarını incelediğinizde ilanların büyük oranının erkek adaylar için hazırlanmış olduğunu görebiliyorsunuz.

Kadın adaylar için hazırlanmış ilanlar genelde 30 yaşını aşmamış, esnek çalışma saatlerine uyabilen eğer satış sektörüyse prezantabl diye adlandırılan kadın bedeninin meta haline gelmesi diye Türkçeleştirebileceğimiz şartlara uygun ofis elemanı ilanını görürsünüz.

 

   Görüşmeye gittiğinizde, sizin tecrübeniz, yer aldığınız projeler vs ikinci sıradadır. Talep ettiğiniz ücret sosyal haklar gibi konular zaten önemsiz. İlk soru; evli misiniz, alınan yanıta göre nişanlı falan veya çocuk düşünüyor musunuz. "Malum bizim sektörde mesai çok, evliyseniz, çocuk varsa bizim şartlarımıza uyamazsınız" cevabını alıp daha kendinizle ilgili tek cümle edemeden geri dönme ihtimaliniz çok yüksek. Eğer bir şirkette çalışırken analık hakkını kullanmak isterseniz ve yasal doğum izninizi talep ederseniz; "projenin en kritik noktası bizi çok zorluyorsun bir ayda dönemez misin" veya "Bana ne! Bana mı doğuruyorsun" gibi yanıtlar almanız çok olağandır. Ola ki izninizi kavga dövüş aldınız, yüksek bir ihtimalle izin dönüşü yerinize başka bir emekçinin alınmış olduğunu görürsünüz.

 

  Giyeceğiniz kıyafete işinizin tanımına göre şirketiniz karar vermek ister.

 

   Aslında aldığımız eğitimle ve mesleğimizle ilişkisi olmayan malzeme satışı veya proje tanıtımı genelde kadın mimar ve mühendislere ayrılmıştır sektörde. Bu alanda şirketiniz dikkat çeken şekilde giyinmenizi talep ederek kadını metalaştırıp ön plana çıkarmak isteyecektir.

 

   Ya da herhangi bir proje ofisindeyseniz ve gün içerisinde daha rahat kıyafetleri tercih ediyorsanız, proje toplantısı öncesi, yarınki toplantıya "özenli giyinerek" gelmenizi içeren bir elektronik posta uyarısı alabilirsiniz.

Şantiyeler veya fabrikalar erkeklerin çalışma alanıdır, düşük bir ihtimal de olsa şantiye için görüşmeye gittiniz ve bu işin kadın için uygun olmadığını anlatan nutukları dinlediniz, önünüze konulan bütün engelleri aştınız. İşveren sizin nasıl giyineceğinizi ve hatta saçınızı nasıl toplayacağınızı bile belirlemiştir. İşe girmenizin ön koşulu mesleki yeterliliğiniz değil, bu şartlara uyup uymayacağınızdır.

 

   Kadın mimar ve mühendisler olarak bizler genelde yetki ve sorumluluk sahibi olamayız, terfilerde erkekler ön plandadır. Çünkü patrona göre kadınlar duygusaldır ve doğru kararlar veremezler, mesela “şantiyedeki işçiyle anlaşamazsın ve düzeni sağlayamazsın, işler yolunda gitmez” gibi bir sürü bahaneleri vardır. Ya da proje toplantısında meslektaşınız olan patronunuz beğenmediği tasarımınızı "bu çok kız işi olmuş ya!" diye kadınlık kimliğinizi aşağılamaya çalışarak eleştirebilir.

 

   Özellikle fabrika ve şantiyelerin çalışma koşulları kadınlar yok sayılarak düzenleniyor. Bu ortamlarda patron mobing ve tacizlerine ek olarak erkek meslektaşlarımızın aşağılama ve tacizlerine maruz kalıyoruz. Evliyseniz" eşin nasıl göz yumuyor "veya "ailen bu duruma ne diyor" diye başlayıp," ya burası kadına göre bir ortam değil, sen ofiste çalış" akıl vermesiyle sonlanan günlük konuşmalar hayatımızın bir parçası. Tüm bu cümleler dile o kadar yerleşmiş ki, çoğu zaman mobinge uğradığımızın farkına dahi varmıyoruz. Hem patrona hem erkek meslektaşlarımıza mesleğimizi yapabileceğimizi ispatlamakla yükümlü hale geliyoruz.

 

   Bizler AKP karanlığının "Yeni Türkiye’sinde" kadına şiddetin normalleştiğini, kadın emeğinin yok sayıldığını görüyoruz. Kadınlar olarak Haziranda en ön saflardaydık, emeğin Türkiye’sini kurmak için de ön saflarda mücadeleden başka yerimiz, yolumuz bulunmuyor.

 

Last modified onCumartesi, 06 Haziran 2015 17:41
back to top