Menu
RSS

Meslektaşlarıma mektup

mühendis

 

Merhaba,

 

Daha önce çokça yazılıp çizilmiş; genç, yeni mezun ya da henüz mezun olamamış mimarların dertleri-tasalarını tekrar anlatmak değil dert; bu dertler- tasaları nasıl yok edeceğiz bunun için birkaç kelam etmek muradım.

 

Belki duymuşsunuzdur; YÖK’ün daha önce kaldırdığı mimarların diplomalarında “mimar” ünvanının yazılmamasına karşı Mimarlar Odası’nın açtığı dava kazanıldı. Genç mimarların diplomalarında yazan “mimarlık eğitimi almıştır” ibaresinin tekrar “mimar” ünvanı yazılarak düzenlenmesi kararı çıktı. Bu önemli bir karar ve kazanım kuşkusuz; ancak bu ünvanın gerçeklikte ne kadar teslim edildiğidir açmak istediğim konu.

 

Lisans hayatımın 1. Sınıfının ilk gününde bölüm başkanımızın okul rozetlerimizi bizlere takarken hitaben yaptığı konuşmada “sizlerle bugünden başlayarak meslektaşlarımız olarak, birer mimar olarak konuşacağız” sözlerini ben hiç unutmadım. Ama bu sözlerin meslek pratiğinde yan yana geldiğimizde yerinin olmadığını kavramak çok da vaktimi almadı.

 

Meslek hayatlarımızın henüz çok başlarında mesleğine aşık insanlar olarak birer “autocad operatörü” gibi çalışmamız bunu hızlıca idrak etmemizi sağladı. Öğrenciliğimizde bizlere anlatılan, öğretilen tasarım ilkelerini işimizde kullanmamız belki de hiç gerekmedi. Patronumuzun, ofis sahibimizin karalayıverdiği eskizleri temize geçmekti çünkü işimiz. Tasarlamak “ona” aitti, biz ise kimdik ki?

 

Sırf CVlerimize yazabilmek için yanında çalıştığımız “star mimarların” ofislerinde gerekirse maaş almadan, sigorta, tatil, izin talep etmeden, yol-yemek zaten bizden, e bir de fazla mesai de mesleğimizin fıtratında var kabulüyle devam edebilirdik.

 

Maddi olarak tatmin olmadığımız iş hayatımızda manevi olarak da tatmin olamayarak kaybolup gidiyorduk. Yeni mezun tanımlamasından birazcık çıkıp patron mimarın karalamalarına azıcık çizgi de biz eklediysek mutlu oluyor; ancak bu geçici tatmin duygusu projenin hiçbir yerinde adımızın dahi geçmemesiyle yıkılmaya yüz tutuyordu. Proje paftalarının “çizen hanesi”nde bile adımız yoktu. Ne yapacaktık ki, telif mi talep edecektik?

 

Maaşlarımızın düşüklüğünden dert yanıp, iş görüşmelerinde yine de maaşlarımızı düşüren bizdik. Resmi tatillerde çalışıp, izin yapmak için ofiste talep eden bir kahraman çıkmasını bekleyen de bizdik. Mesaiye kalmıyorum arkadaş! diyene delirdi herhâlde gözüyle bakan da yine bizdik.

 

Mimar arkadaşım, benim canım meslektaşım;

 

Biz tüm bunları kabul ettiğimizde yeni mezun olacak binlerce meslektaşımız bizden daha kötü şartlarda çalışacak, biliyorsun değil mi? Hep beraber kaybolacağız! Mesleğine aşık, işinden memnun olmayan; bir araya geldiğinde sürekli hayıflanan; ama yine de mesaiye kalan “autocad kurtları” olarak hayatlarımıza devam edeceğiz.

 

Peki ne yapalım? Sen söyle biraz da! Yaz, çiz, yayınla!

 

Mesai yapmamakla başla örneğin. Patronuna onun meslektaşı olduğunu hatırlatarak başla.

 

Sevgilerimle, dayanışmayla…

 

İmza: Genç, yeni mezun mimar; senin gibi biri işte!

Last modified onPazartesi, 16 Şubat 2015 15:02
back to top