Menu
RSS

Yağma düzeninden Atatürk Orman Çiftliği itirafları!

 

Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ), modern tarım ve sanayi tekniklerinin ilk defa uygulandığı bir kent çiftliği olarak genç cumhuriyet için bir üretim modeli oluşturması amacıyla 1925 yılında Mustafa Kemal tarafından kurulmuştur. Çiftlik arazisi halkın kullanımına açılarak, barındırdığı sosyal tesislerle Başkentin bozkırında soluk alacak yeşil bir alan olmuş, bünyesindeki meyve suyu fabrikası, bal ve dondurma fabrikası, ziraat aletleri ve demir üretim fabrikası, tiftik üretim merkezi, süt ve süt ürünleri imalathaneleri, deri fabrikası, malt ve bira fabrikasıyla halka ucuz ve temiz sebze, meyve, süt, meyve suyu, alkol ve gıda satışı sağlanmıştır.

 

Çiftlik, 1937 yılında Hazine’ye bağışlanmış, 1950 yılında çıkarılan AOÇ Müdürlüğü’nün kuruluş kanunuyla, devlet malı olarak tarif edilen çiftlik arazilerinin kamulaştırılması ya da gerçek veya tüzel kişilere devrinin özel kanunlarla gerçekleştirilebileceği belirtilmiştir. Nitekim 1950’den itibaren çıkarılan çeşitli özel yasalarla bir çok arazi kiralama, kamulaştırma ve devir yoluyla elden çıkarılmış ve Ankara’nın ana ulaşım yolları gibi altyapı gereksinimleri AOÇ arazisinden karşılanarak arazi tarım yapılabilir alan olmaktan çıkmıştır. Fabrikaları bir bir kapatılmıştır. 2006 yılında kuruluş yasasına eklenen maddelerle Ankara Büyükşehir Belediyesine çiftliğin yapısını değiştirecek geniş yetkiler verilmiş ve rantın önü iyice açılmıştır.

 

Geçtiğimiz yıllarda sayısız dava ve eylem ile AOÇ arazisi üzerindeki yağma çalışmaları durdurulmaya çalışılırken, yakın zamanda yayınlanan Sayıştay'ın 2012 AOÇ Raporu da devredilen arazinin amacı dışında kullanıldığını tespit etti. Sayıştay raporundan bazı satır başları şu şekilde:

 

- AOÇ bağışlandığı tarihlerde 55.539 dekar iken, çeşitli tarihlerde yapılan bağış, satış ve işgaller sonucu giderek küçülmüş ve 2012 yıl sonu itibarıyla yaklaşık 33 Bin dekara kadar gerilemiştir. AOÇ arazisine ait bazı gayrimenkullerin kiraya verilmesi kiracıların kiraladığı açık ve kapalı alanları sürekli genişletme eğilimlerini getirmektedir.

 

- Mülkiyet devrinde belirtilen kullanım amaçlarının ortadan kalktığı ve Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğüne iade edilmediği belirtilmektedir. Örnek olarak Ankara Bira Fabrikası'nın kurulması için TEKEL Genel Müdürlüğüne devredilen AOÇ arazisi ve tesislerinde özelleştirme nedeniyle alkol üretimi ile dağıtımı sona erdirilmiş ve araziler halen iade edilmemiştir.

 

- Ankara Büyükşehir Belediyesince hazırlanan nazım imar planları çerçevesinde alt ölçekli planların ve bunlara ilişkin ilave ve revizyonların yapımının bitmediği AOÇ arazisinin bütüncül yapısının tahrip edildiği anlaşılmaktadır.

 

Çiftliğin yağması hazineye devrinden hemen sonra başlamış ve AKP iktidarı döneminde yağmanın son noktasına gelinmiştir. AOÇ, bütün yer altı ve yerüstü kaynakları  talan edilen, tarımı ve hayvancılığı çökertilen ve dışa bağımlı hale getirilen, fabrikaları yabancı tekellere satılan ve kapatılan, halkı değil rantı merkeze alan kentlerin inşa edildiği bir ülkenin küçük fotoğrafıdır. Sayıştay Raporu bunun tescilidir. Bu sebeple AOÇ’ye sahip çıkmanın yolu yağmaya karşı bütünlüklü bir mücadeleden geçmektedir. AOÇ’nin kullanım amacına döndürülmesi ve yeni AOÇ’lerin yaratılması, ancak toplumcu bir kalkınma yöntemiyle mümkündür.

 

5 Ocak 2014

back to top