Menu
RSS

Basın Açıklaması: Nükleere karşı çıkmak için 8 neden

Piyasacılığın cüreti ve halka ihanet…

Nükleer santrallere bu nedenlerden ötürü karşı çıkılmalıdır!

Başbakanının, yapılması planlanan nükleer enerji santraline karşı çıkanları “korkak” ilan ederek suçlaması, tek başına cehalet ile açıklanamaz. Karşı karşıya olunan bilimin ve tekniğin toplumun çıkarları bir kenara bırakılarak sermayenin çıkarları için kullanılmasıdır. En başta bu neden ötürü ülkemizde kurulması planlanan  nükleer enerji santrallerine karşı çıkılmalıdır.

Fukushima felaketinden sonra birçok ülke nükleer enerji santrallerini kapatma kararı alırken, ülkemizde AKP tarafından sermayeye yeni alanlar açmak adına üç adet nükleer enerji santrali kurulması “meşru” hale getirilmek istenmektedir. Başbakanın halkı adeta aptal yerine koyarak yaptığı açıklamalar, konunun birçok ayrıntısının bir kenara bırakılması ve nükleer enerji santrali tartışmalarının bir “erk” zeminine taşınması anlamına gelmektedir.

Toplumcu Mühendisler ve Mimarlar Meclisi, nükleer santraller konusundaki herhangi bir tartışmanın “korkaklık ya da cesurluk” başlıklarına indirgenmesini, ülkemizde kurulması planlanan nükleer enerji santrallerine ilişkin gerçeklerin gizlenmesi ve bu gündemin yakıcılığının azaltılması anlamına geleceğini düşünmektedir.

Bu çerçevede, TMMM bir kez daha nükleer enerji santrallerine neden karşı çıkılması gerektiğini tüm kamuoyuna açıklamayı bir sorumluluk olarak görmektedir:

1) Kayıp-kaçak oranlarının azaltılması, sahip olduğumuz yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması, enerji tüketiminde tasarruf ve enerji üretiminde planlama gibi yöntemlerin uygulanmadığı ülkemizde, nükleer enerji santrali kurulması için gerekçe gösterilen “enerji sorununun” gerçek olmadığı kamuoyuna daha önce defalarca kez açıklanmıştır. AKP tarafından ülkemizin enerji açığının bahane edilerek nükleer enerji santrali kurulmasının meşru hale getirilme çabası bu bakımdan reddedilmelidir.

2) Sinop’a, Mersin Akkuyu’ya ve İğneada’ya kurulması planlanan nükleer enerji santralleri, sanıldığının aksine hammaddenin yurt dışında üretilmesiyle, yetiştirilmiş teknik elemanların kurucu şirketler tarafından istihdam edilecek olmasıyla ve her yıl muhafaza bedeli verilerek saklanması planlanan nükleer atıklar sorununun varlığıyla ülkemizin enerji üretiminde dışa bağımlılığını azaltmayacak, aksine arttıracaktır. Nükleer enerji santrallerinin kurulması ile enerji bağımlılığında Türkiye, doğalgaz yerine nükleer yakıt olan uranyuma bağımlı hale gelmiş bir ülke olacaktır. Kaldı ki AKP’nin ve yandaşlarının nükleer enerji ile elektrik fiyatlarının ucuzlayacağı yönündeki propagandaları gerçeği yansıtmamaktadır. Nükleer enerji santralleri kurulum-söküm maliyeti de göz önüne alındığında üretilen elektriğin maliyeti bakımından pahalı bir teknolojidir. Kamuoyuna daha önce iletilen birçok veri, yapılan son anlaşmalar ile ülkemize güvenli ve ucuz elektrik dağıtımının yapılacağı yönündeki aldatmacayı ortaya koymaktadır. 

3) Nükleer enerji santrallerinin halk sağlığı yönünden yarattığı ciddi sorunlar, dünyada ve ülkemizde bilim insanlarınca ve meslek kuruluşlarınca geniş olarak ele alınmış ve duyurulmuştur. Ancak AKP hükümeti bu alanda da hiçbir bilimsel görüşü dikkate almamıştır. 

4) Bugüne kadar yüzlerce nükleer enerji santrali kazası yaşanmış, yirminci ve yirmi birinci yüzyılın büyük felaketleri olarak tarihe geçen Çernobil ve Fukushima kazaları sonucunda binlerce insan hayatını kaybetmiş, milyonlarca insan yüksek seviyede radyasyona maruz kalmış ve çeşitli hastalıklara yakalanmıştır. Kazaların etkisi hala devam etmektedir. Bilindiği üzere nükleer enerji santrallerinde kaza riski yüksektir, bilimsel açıdan gerçekleşme olasılığı düşük olan tren ve uçak kazalarının aksine nükleer kazaların insan sağlığına ve çevreye karşı olumsuz etkileri sonucunda milyonlarca kişi ve geniş bir coğrafya etkilenmektedir. 

5) Yetersiz altyapı çalışmaları, geçici yasalar, Akkuyu’da kurulması planlanan santralin fay hattının yakınında olması, santral başvurularının uydurma belgeler ile yapılması gibi AKP tarafından sürecin hızlı ilerlemesi için kamuoyundan saklanarak yürütülen uygulamalar sonucunda, ülkemizde yaşanacak bir nükleer enerji santrali kazasının insan yaşamına ve doğaya yönelik bir felakete yol açması kaçınılmazdır.

6) Nükleer santrallerin işletimine ve güvenilirliğine dair bir diğer önemli konu da nükleer atık sorunudur. Tüm dünyada nükleer atıklar için güvenli bir nihai mezar bulunamamıştır. Ülkemizde yapılması planlanan santrallere bir de bu yüzden karşı çıkılmalıdır.

7) Sinop'ta yapılmasına karar verilen Areva ve Mitsubishi konsorsiyumunun Atmea I reaktörü henüz dünyanın hiç bir yerinde inşa edilmemiş bir santraldir. Bu denemenin nükleer enerji konusunda hiç bir tecrübesi olmayan Türkiye'de gerçekleşecek olması kaygı vericidir.

8) Ülkemize kurulacak nükleer santraller yoluyla emperyalizmin Ortadoğu’daki planlarının bir parçası olarak Türkiye’de olası bir nükleer silahlanmanın zemini normalleştirilmeye çalışılacaktır. AKP’nin sürece genel bakışı itibari ile de buradan yola çıkarak ileriki bir zamanda bu silahın insanlığa vereceği zarardan çok ülkeye katacağı “güçten” bahsedecek olması potansiyeli de hem ülkemiz hem de Ortadoğu halkları için ciddi bir tehlike anlamına gelmektedir.

Suriye’ye müdahale için ABD’yi göreve çağıran AKP’nin Ortadoğu politikası, AKP’nin nükleer enerji santrallerini yalnızca bir enerji üretim mekanizması olarak kurgulamadığını düşünmek için de yeterli bir nedendir. AKP, emperyalizmin Ortadoğu’daki taşeronluğunda elini kuvvetlendirmek için de nükleer santralleri Türkiye’nin gündemine sokmak istemektedir.

Tüm bu nedenlerden ötürü, Türkiye’de nükleer santral tartışmalarında net bir tavır alınmalı ve nükleer santral projelerine karşı çıkılmalıdır.

Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.

TOPLUMCU MÜHENDİSLER VE MİMARLAR MECLİSİ

back to top