Menu
RSS

AKP, ülkemizin doğal kaynaklarının yağmalanmasını "yasal güvenceye" bağlamak istiyor!


Yapı Denetimi Kanunu’nda değişiklik gündemi…
AKP, ülkemizin doğal kaynaklarının yağmalanmasını “yasal güvenceye” bağlamak istiyor!

“Yapı Denetimi Hakkında Kanun Tasarısı ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Taslağı” AKP’nin hukuku kendi yağma düzenine uyumlulaştırmasının tipik bir örneğidir.

Yasa taslağının başlığı kamuoyunu yanıltmamalıdır. Zira taslak 11 yasa ile ilgili olup toplam 68 maddeden oluşmaktadır ve taslaktaki 68 maddenin yalnızca 15 maddesi “Yapı Denetimi” ile ilgilidir. Taslağın geriye kalan 18 maddesinde İmar Kanunu, 6 maddesinde 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, 6 maddesinde Kıyı Kanunu, 3 maddesinde Belediye Gelirleri Kanunu, İskan Kanunu ve Mera Kanunu, 9 maddesinde TMMOB Kanunu ve 5 maddesinde de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK’de değişiklik öngörülmektedir.
Yukarıda sıralanan yasalarda yapılması öngörülen değişiklikler dikkatlice incelenecek olursa üzerinde değişiklik yapılması öngörülen maddelerin hemen hemen hepsinin halen büyük bir şiddetle devam eden kentsel dönüşüm projesi ile alakalı olduğu görülecektir.
Türkiye, AKP’nin iktidarda olduğu on yılda sanayide ve tarımda gerileyen, inşaat sektöründe ise kuralsız, plansız bir şekilde “gelişen” bir ülke haline gelmiştir. AKP’nin diğer iş kollarına göre inşaat sektörünü öne çıkartmış olması, arsa rantlarına dayalı sermaye birikimi ve yandaş sermayenin örgütlenmesi nedeniyle bilinçli bir tercihtir. İnşaat sektörünün, artı değer üretimindeki sermaye açısından benzersiz konumu, taşeronlaşmada yarattığı avantajlı konum, ucuz ve niteliksiz iş gücü istihdamına olanak vermesi AKP’nin inşaat sektörünü tercih etmesindeki diğer önemli unsurlardır.
Kentsel dönüşüm projesi ile inşaat sektörünü “geliştiren” AKP, bir yandan da tesis etmeye çalıştığı düzen ile kendi siyasi ideolojisi ekseninde, gerici dokuya sahip kentlerini oluşturmayı amaçlamakta, bu süreçte özelleştirmeler yoluyla da sermayenin Türkiye’nin doğal kaynaklarını talan etmesine yardımcı olmaktadır. Bu kapsamda piyasanın kamusal alanı talanının önünü ardına kadar açmayı amaçlayan bu taslak ile AKP’nin Türkiye’yi yağmalarken karşılaştığı kimi pürüzlerin giderilmesinin amaçlandığı açıktır.
AKP’nin yıllar içerisinde yapmış olduğu bir dizi hukuki düzenleme bu sürecin yasal ayağının oluşturulması için yürürlüğe konulmuştur. Yalnızca 3 Mayıs 2011 tarihinde Bakanlar kuruluna verilen KHK yetkisinden günümüze kadar 35 adet KHK ve KHK değişikliği yayınlanmıştır. Afet yasası, 2B yasası, Etüd ve Proje Usul ve Esaslarındaki değişiklikler, Kıyı Tesislerine işletme izni verilmesi, Sit alanlarına yönelik değişiklikler ve mülkiyet haklarının düzenleyen çeşitli kanun düzenlemelerindeki değişiklikler, bu başlıkta doğrudan hukuk alanında yapılan düzenlemelerin yalnızca bir kaçıdır.
Son yasa taslağı ile amaçlanan ise AKP’nin aradan geçen sürelerde yürürlüğe koyduğu tüm bu yasal mevzuatın rötuşunun yapılarak  tamamlanması , böylelikle toplumsal varlıkların talanının önündeki tüm engellerin ortadan kaldırılmasıdır.
Taslağın TMMOB Kanunu ile ilgili bölümlerinde, bu kanunun mantığına uygun bir biçimde TMMOB, toplum yararını savunan anlayışının ortadan kaldırılması için parçalanarak etkisizleştirilmekte, bu anlamda yeniden “işlevlendirilmektedir”. AKP’nin siyasetteki tekelci anlayışının bir uzantısı olarak kanun taslağında TMMOB’nin sürdürdüğü faaliyetler sınırlandırılmakta ve TMMOB, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlanmaktadır.
Önerilen düzenlemeler ile örgüt bünyesinde iktisadi teşekküller kurulmasının yolu açılarak, yaratılan yeni pazarda TMMOB kamu adına yetkili bir denetim aygıtı ve mühendislik-mimarlık disiplinlerinin kamu yararına yapılması anlayışının örgütlü ifadesi olmaktan uzaklaştırılmak istenmektedir.
AKP’nin 11 yasa üzerindeki değişiklik önerilerinin içerisinde TMMOB Yasası’na da özel olarak yer vermesi TMMOB’nin bu sürece entegre edilmesinden başka bir anlam taşımamaktadır. Bugünkü konumu ile TMMOB’nin AKP açısından mevcut düzenlemelere karşı bir engel oluşturmasından daha önemli olan husus, mühendis, mimar ve şehir plancıların yeni süreçte kamusal alandan daha fazla uzaklaştırılmasıdır. Getirilen yeni düzenlemeler ile birlikte TMMOB’nin, üyelerinin piyasada daha itibarlı bir konum almak için “örgütlendiği” bir kurum haline getirilmesi, kısacası TMMOB’nin örgütlenme biçiminin değiştirilmesi hedeflenmektedir.
Herhangi bir bilimsel dayanağı olmayan, kamu çıkarlarını tamamen dışlayan, sermayenin Türkiye’nin doğal kaynaklarını rahatlıkla talan etmesi adına hukuki engelleri ortadan kaldırmanın önünü açan bu yasa taslağı ile birlikte amaçlanan yağma sürecinin hukuksuzluklarına karşı çıkışların da önünü kesmektir.
Ülkemiz, daha önce yürürlüğe konan yasalar ile adeta “yasal olarak” yağmalanmaktadır. Bu süreçte ortaya çıkan ve kamuoyunun görüşlerini alma görüntüsü verilen tüm tartışmalar AKP’nin orta oyunundan başka bir anlam taşımamaktadır. Bu çerçevede, yasa taslağı ile ilgili söylenebilecek tek söz taslağın gayri meşru olduğundan başka bir şey değildir.
Toplumcu Mühendisler ve Mimarlar Meclisi, süreç boyunca başta TMMOB olmak üzere yasaya karşı çıkan ve toplumun çıkarlarını savunmak için mücadele eden tüm kurum ve kuruluşların yanında yer alacağını, AKP’nin kurmak istediği bu yeni düzene karşı çıkmak için üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirmeye hazır olduğunu beyan eder.
Kamuoyuna duyurulur.


11.01.2012

back to top